Sahalin Güncellemesi
uzun süredir yazasım gelmedi, yeni birşey olmadığındandır . şimdi kısa bir özetle girizgah yapayım.
klasik bir günümü yazdım. şincik özetle haftalarımız nasıl geçiyor :
tespitler :
1 ) işyerinde değişiklikler olduğu için, iki mühendis varız şimdi, haliyle bende daha çok şeyle ilgilenmeye başladım, sanki 1 ayda öğrendiğimi okulda 10 yılda öğrenmemişim diyebilirim. bir de şöyle birşey oluyor, yeni birşey kuruluyor, ya da orda bir hadise oluyor, hayatta ilgilenip ne diye bakmazdım, şimdi soruyorum, okuyorum ,google'yorum, bi de üstüne hoşuma gidiyor.
2 ) maaşımı bilmiyorum, daha yatmadı çünkü :)) işte avans veriyorlar, ilk ayda yaklaşık 200-250 dolar harcamışım. çalışmaktan para harcıyamıyorum. üstüme birşey alıyım deseniz, işten çıktığımda bütün dükkanlar kapalı oluyor, genelde kontör bile alamıyoruz, gündüz şöforlere aldırıyoruz. rusya esnafı kafasına göre dükkanları kapattığı için, akşam 6da 7de tekel bayileri dışında açık yer bulmak oldukça zor.
3 ) türkiyeden bu kadar az eşya getirdiğim için kendime kızdım, insan iki gömlek iki pantolon daha alır, yığmışız kazağı, ki burda kapalı mekanların hepsi fırın gibi olduğundan, gece gidilen her yerde milletin üstünde ( haliyle benimde ) t-shirt gömlek var. şöyle de bir durum sezdim, klüpte gördüğünüz kız genelde gelecek hafta gene üstünde aynı kıyafetle geliyor, hem paraları yok, hem de kıyafetler burda çok pahalı, eminönü işporta düzeyindeki kot pantolonlar 100 dolara yakın. o yüzden türkiyeye tatile gelince, iki valiz kıyafet alıp geri dönüyorlar. evet türkiye burda bile ( 10 bin km uzakta olmasına rağmen ) popüler bir tatil merkezi.
4 ) şantiyede fiks geyiklerden biri, rusların ne kadar tembel olduğu, hafta sonu çalışmak çok ekstrem bir durum, saat beşten sonra çalışmakta, pazar günü çalışmaları hayal ürünü. açıkcası, adamların umrunda değil yaptıkları iş, bence de iyi yapıyorlar, ama bizim şansımız yok :)
5 ) evet burda genel bir içki tüketimi söz konusu. sabah kahvaltı ederken, yolda yalpalayan birinin küt diye yere yıkıldığını görebilirsiniz, ya da sabah sigara alırken, önünüzdeki adam elinde bira, bira alışverişi yapmaktadır. hayır sabahtan içmeye başlamıyorlar, geceden devam ediyorlar.
6 ) burda türklerin gittiği 4 adet gece klübü var, ben üçünü gördüm, biri eksik kaldı. neyse giriş ücretleri tl bazında 12.5-25 milyon arasında, biri zaten komple amerikalı-ecnebi dolu ( exxon-shell personeli ), hepsinde korkunç rusça pop çalıyor, ve her hafta aynı şarkıları çalıyorlar ne yazıkki. cuma-cumartesi hangisine giderseniz gidin mutlaka firmadan birileri mutlaka ordadır, çakal hareketler peşindedir selamlaşırsanız. türküm deyince özel bir gıcıklıkları yok ama amerikalıyım dendiğinde görülen sempatiyi haliyle görmüyoruz. ben cuma ve cumartesi geceleri dışarı çıkıyorum, ertesi sabah 7de kalkıp işe gitmek zor olsada, diğer günler erkenden uyuya kalıyorum zaten. bu haftadan itibaren gece 10a kadar mesailer uzadığı için iyice eşşek olduk denilebilir. ha işim yoğunmu, aslında diil, gündüz 3-4 kez sahayı gezip bizim işçiler napıyor diye bakıyorum, yeni bir imalat başladığında 1-2 gün izliyorum nasıl yapıyorlar diye, kudret abi'ye soruyorum, o genelde ilk imalatı kendi yapar, bi de güzel anlatıyor, sonra gelip malzemeyle ilgili dökümanlara bakıyorum, google'lıyorum, sahaya kudret ya da selma ( diğer mühendis ) çıkınca zaten çıkıyorum neye bakıyorlar diye, günlük raporları ilerleme raporlarını tutuyorum, çay içiyorum, sigara içiyorum, buzdolabı var odada, içini abur cubur doldurup yiyoruz zaten. oda boş olunca müzik dinliyorum, yada it'ci arkadaş taylanla geyik yapıyoruz ( o da akşama kadar psp oynuyor, arada mouse'ı bozulanlara yardım ediyor, keşke it'ci olaymışım ) arada şuna bak, bunu kontrol et diyorlar, bi de rusların bir yığın evrak işi var, onları yapıyorum. süper ciddiyetli bi durum değil yani. ama öğrendiğim bu buraya mahsusmuş, başka şantiye olsa, oturcak vaktin olmaz diyorlar.
neyse, tüm sosyalleşme çabamız, cuma-cumartesi kıytırık klüblerde kızların kıçının dibine gidip dansetmek, yanaşıp ingilizce bir iki kelime söylemek, olumlu bir yanıt alırsak mevzuya devam etmek. diğer farkettiğim yöntem, internetten tanışma siteleri aracılığıyla ama notebook'um gelmediği için ona daha bağlanamadım.
şimdi nedense kendi erkek arkadaşlarımın çok merak ettiği sorulara geliyim. bu sanırım rusya'ya giden her erkeğe soruluyor.
İlk goze carpan, sokaga ciktiginizda etrafta cok fazla kadin olmasidir. turkiyede kadinlarin cogunun sokakta dolasma, calisma izni olmadigi icin, otobuse binersiniz erkek doludur, yurursunuz, erkek doludur, gece zaten erkeklerinidir. burda herhalde normal olani basta gozunuzu sasirtir, sonra iyi gelmeye baslar. kadinlari 30'undan sonra cirkinlesiyor, bunlar paraya tapar, hepsi cok guzeldir kismini geciyorum.
tabi burda kadin erkek iliskileri farkli yasandigindan, rus kadinlarida ona gore davraniyorlar. misal, gece sokakta sikir sikir giyinmis iki kadini gorebilirsiniz, volta atiyorlardir, ya da ellerinde birayla geziyorlardir, turkiye'nin aksine baslarina bir sey gelmez. gidip merhaba derseniz, sizle konusurlar, sonra bulusurlar, begenmezlerse bir daha bulusmazlar, bu da bura icin normal. cunku kadin istemedigine dair bir belirtide bulununca burda erkekler ustlerine cullanmaya calismiyorlar. ( tasrada oldugumu belirtiyeyim, moskovayi bilemeyecegim ) genel olarak, topuklu ayakkabilar revacta, kiyafet konusunda cok buyuk degisiklik yok, ama burda, inanılmaz kısa mini ve altina topuklu cizme forma gibi birsey, sokakta gorduklerinizin buyuk bir kismi bunla dolasiyorlar.
buraya super sevisiyorlar, acaip gotleri guzel falan yazmiyacagim, turk erkeklerine falan da hasta olmuyorlar, size gezdirip tozturup paranizi ezmek isteyenleri de mevcut, gayet iyi niyetlileride ( her yerde olacagi kadar ). ama genelde turk erkekleri burda, ulan bunlar rus, herkese veriyorlar mantigiyla yurudugu icin, bu sehirde 3-4 yil sonra, turkum diyince eminim uzaklasacaklardir, simdilik bir yabanci dusmanligi yok burda.
benim tecrüben ne düzeyde oldu, valla zaten çok atlayan zıplayan bir arkadaş olmadığımdan, ilk çıktığım gece, bana gülümseyen kıza gidip selam verdim, sonra dansettik, sonrada bana telefonunu verdi gitti, kız ingilizce ben rusça bilmediğimden, ertesi gün, işyerinden bir arkadaşa kızı arattım, iki üç kere buluştuk, iki üç kez de beraber olduk, sonra aradık hastayım kıl yün dedi, firar etti sonuçta. şimdi bundan ne öğrendim, rusça öğrenmek çok önemli, rusça bilmeden en iyi ihtimalle kısa süreli garip ilişkiniz olabilir, ben 19 yaşında değilimki bunla uğraşıyayaım, gelmişim 30 yaşına, insan iki kelam edebilmek, gezip dolaşmak istiyor haliyle. onun dışında da bir iki girişimimiz oldu ancak sonuç alamadık.
şimdi konservatuar öğrencisi bir kızla görüşüyorum, sevgili değiliz ama insanlık namına ingilizce konuşuyor olması yeterli.
tespitleri devam ettiriyim
bu adada ne cenabetlik varsa hava sürekli soğuk haziran bitmek üzere bugün 8. günden sonra ilk defa güneş açtı, yarın yağmur yağabilir gene. hava durumunda bu ada dışında her yer burdan sıcak ve güneşli, bu adada yağmur yağıyor, sibirya bile burdan sıcak. gece çift batteniye ile yatıyorum.
burda haliyle gazete okumuyorum ( rusçam yok ), türkiye ile ilgili nerdeyse hiç bir haberi okumuyorum, açıkcası şu aralar orda ne olmuş ne bitmiş çok da umrumda değil, iş devam etsin maaşımız yatsın yeter benim için.
rusça öğrenmek kaplumbağa hızıyla ilerliyor, bu hızla en iyi ihtimalle 1 yılda birşeyler konuşabileceğim sanırım. kendi kendime birşeyler söylemeye başladım ama karşı tarafın dediğini nerdeyse hiç anlamıyorum. ama yazarlarsa biraz biraz anlamaya başladım sanırım. haftada 4-5 saat ders, evde de 30dklık çalışma, sıfıra yakın pratik, anca bu kadar, ne kadar ekmek ne kadar köfte. bir de işte hiç rusça kullanmıyoruz, gelip birisi rusça çan çan ederse tercüman çağırıyoruz, ya da ingilizce konuşuyoruz zaten, keşke herkes ingilizce bilseymiş bu zahmetlerden kurtulurduk.
klasik bir günümü yazdım. şincik özetle haftalarımız nasıl geçiyor :
tespitler :
1 ) işyerinde değişiklikler olduğu için, iki mühendis varız şimdi, haliyle bende daha çok şeyle ilgilenmeye başladım, sanki 1 ayda öğrendiğimi okulda 10 yılda öğrenmemişim diyebilirim. bir de şöyle birşey oluyor, yeni birşey kuruluyor, ya da orda bir hadise oluyor, hayatta ilgilenip ne diye bakmazdım, şimdi soruyorum, okuyorum ,google'yorum, bi de üstüne hoşuma gidiyor.
2 ) maaşımı bilmiyorum, daha yatmadı çünkü :)) işte avans veriyorlar, ilk ayda yaklaşık 200-250 dolar harcamışım. çalışmaktan para harcıyamıyorum. üstüme birşey alıyım deseniz, işten çıktığımda bütün dükkanlar kapalı oluyor, genelde kontör bile alamıyoruz, gündüz şöforlere aldırıyoruz. rusya esnafı kafasına göre dükkanları kapattığı için, akşam 6da 7de tekel bayileri dışında açık yer bulmak oldukça zor.
3 ) türkiyeden bu kadar az eşya getirdiğim için kendime kızdım, insan iki gömlek iki pantolon daha alır, yığmışız kazağı, ki burda kapalı mekanların hepsi fırın gibi olduğundan, gece gidilen her yerde milletin üstünde ( haliyle benimde ) t-shirt gömlek var. şöyle de bir durum sezdim, klüpte gördüğünüz kız genelde gelecek hafta gene üstünde aynı kıyafetle geliyor, hem paraları yok, hem de kıyafetler burda çok pahalı, eminönü işporta düzeyindeki kot pantolonlar 100 dolara yakın. o yüzden türkiyeye tatile gelince, iki valiz kıyafet alıp geri dönüyorlar. evet türkiye burda bile ( 10 bin km uzakta olmasına rağmen ) popüler bir tatil merkezi.
4 ) şantiyede fiks geyiklerden biri, rusların ne kadar tembel olduğu, hafta sonu çalışmak çok ekstrem bir durum, saat beşten sonra çalışmakta, pazar günü çalışmaları hayal ürünü. açıkcası, adamların umrunda değil yaptıkları iş, bence de iyi yapıyorlar, ama bizim şansımız yok :)
5 ) evet burda genel bir içki tüketimi söz konusu. sabah kahvaltı ederken, yolda yalpalayan birinin küt diye yere yıkıldığını görebilirsiniz, ya da sabah sigara alırken, önünüzdeki adam elinde bira, bira alışverişi yapmaktadır. hayır sabahtan içmeye başlamıyorlar, geceden devam ediyorlar.
6 ) burda türklerin gittiği 4 adet gece klübü var, ben üçünü gördüm, biri eksik kaldı. neyse giriş ücretleri tl bazında 12.5-25 milyon arasında, biri zaten komple amerikalı-ecnebi dolu ( exxon-shell personeli ), hepsinde korkunç rusça pop çalıyor, ve her hafta aynı şarkıları çalıyorlar ne yazıkki. cuma-cumartesi hangisine giderseniz gidin mutlaka firmadan birileri mutlaka ordadır, çakal hareketler peşindedir selamlaşırsanız. türküm deyince özel bir gıcıklıkları yok ama amerikalıyım dendiğinde görülen sempatiyi haliyle görmüyoruz. ben cuma ve cumartesi geceleri dışarı çıkıyorum, ertesi sabah 7de kalkıp işe gitmek zor olsada, diğer günler erkenden uyuya kalıyorum zaten. bu haftadan itibaren gece 10a kadar mesailer uzadığı için iyice eşşek olduk denilebilir. ha işim yoğunmu, aslında diil, gündüz 3-4 kez sahayı gezip bizim işçiler napıyor diye bakıyorum, yeni bir imalat başladığında 1-2 gün izliyorum nasıl yapıyorlar diye, kudret abi'ye soruyorum, o genelde ilk imalatı kendi yapar, bi de güzel anlatıyor, sonra gelip malzemeyle ilgili dökümanlara bakıyorum, google'lıyorum, sahaya kudret ya da selma ( diğer mühendis ) çıkınca zaten çıkıyorum neye bakıyorlar diye, günlük raporları ilerleme raporlarını tutuyorum, çay içiyorum, sigara içiyorum, buzdolabı var odada, içini abur cubur doldurup yiyoruz zaten. oda boş olunca müzik dinliyorum, yada it'ci arkadaş taylanla geyik yapıyoruz ( o da akşama kadar psp oynuyor, arada mouse'ı bozulanlara yardım ediyor, keşke it'ci olaymışım ) arada şuna bak, bunu kontrol et diyorlar, bi de rusların bir yığın evrak işi var, onları yapıyorum. süper ciddiyetli bi durum değil yani. ama öğrendiğim bu buraya mahsusmuş, başka şantiye olsa, oturcak vaktin olmaz diyorlar.
neyse, tüm sosyalleşme çabamız, cuma-cumartesi kıytırık klüblerde kızların kıçının dibine gidip dansetmek, yanaşıp ingilizce bir iki kelime söylemek, olumlu bir yanıt alırsak mevzuya devam etmek. diğer farkettiğim yöntem, internetten tanışma siteleri aracılığıyla ama notebook'um gelmediği için ona daha bağlanamadım.
şimdi nedense kendi erkek arkadaşlarımın çok merak ettiği sorulara geliyim. bu sanırım rusya'ya giden her erkeğe soruluyor.
İlk goze carpan, sokaga ciktiginizda etrafta cok fazla kadin olmasidir. turkiyede kadinlarin cogunun sokakta dolasma, calisma izni olmadigi icin, otobuse binersiniz erkek doludur, yurursunuz, erkek doludur, gece zaten erkeklerinidir. burda herhalde normal olani basta gozunuzu sasirtir, sonra iyi gelmeye baslar. kadinlari 30'undan sonra cirkinlesiyor, bunlar paraya tapar, hepsi cok guzeldir kismini geciyorum.
tabi burda kadin erkek iliskileri farkli yasandigindan, rus kadinlarida ona gore davraniyorlar. misal, gece sokakta sikir sikir giyinmis iki kadini gorebilirsiniz, volta atiyorlardir, ya da ellerinde birayla geziyorlardir, turkiye'nin aksine baslarina bir sey gelmez. gidip merhaba derseniz, sizle konusurlar, sonra bulusurlar, begenmezlerse bir daha bulusmazlar, bu da bura icin normal. cunku kadin istemedigine dair bir belirtide bulununca burda erkekler ustlerine cullanmaya calismiyorlar. ( tasrada oldugumu belirtiyeyim, moskovayi bilemeyecegim ) genel olarak, topuklu ayakkabilar revacta, kiyafet konusunda cok buyuk degisiklik yok, ama burda, inanılmaz kısa mini ve altina topuklu cizme forma gibi birsey, sokakta gorduklerinizin buyuk bir kismi bunla dolasiyorlar.
buraya super sevisiyorlar, acaip gotleri guzel falan yazmiyacagim, turk erkeklerine falan da hasta olmuyorlar, size gezdirip tozturup paranizi ezmek isteyenleri de mevcut, gayet iyi niyetlileride ( her yerde olacagi kadar ). ama genelde turk erkekleri burda, ulan bunlar rus, herkese veriyorlar mantigiyla yurudugu icin, bu sehirde 3-4 yil sonra, turkum diyince eminim uzaklasacaklardir, simdilik bir yabanci dusmanligi yok burda.
benim tecrüben ne düzeyde oldu, valla zaten çok atlayan zıplayan bir arkadaş olmadığımdan, ilk çıktığım gece, bana gülümseyen kıza gidip selam verdim, sonra dansettik, sonrada bana telefonunu verdi gitti, kız ingilizce ben rusça bilmediğimden, ertesi gün, işyerinden bir arkadaşa kızı arattım, iki üç kere buluştuk, iki üç kez de beraber olduk, sonra aradık hastayım kıl yün dedi, firar etti sonuçta. şimdi bundan ne öğrendim, rusça öğrenmek çok önemli, rusça bilmeden en iyi ihtimalle kısa süreli garip ilişkiniz olabilir, ben 19 yaşında değilimki bunla uğraşıyayaım, gelmişim 30 yaşına, insan iki kelam edebilmek, gezip dolaşmak istiyor haliyle. onun dışında da bir iki girişimimiz oldu ancak sonuç alamadık.
şimdi konservatuar öğrencisi bir kızla görüşüyorum, sevgili değiliz ama insanlık namına ingilizce konuşuyor olması yeterli.
tespitleri devam ettiriyim
bu adada ne cenabetlik varsa hava sürekli soğuk haziran bitmek üzere bugün 8. günden sonra ilk defa güneş açtı, yarın yağmur yağabilir gene. hava durumunda bu ada dışında her yer burdan sıcak ve güneşli, bu adada yağmur yağıyor, sibirya bile burdan sıcak. gece çift batteniye ile yatıyorum.
burda haliyle gazete okumuyorum ( rusçam yok ), türkiye ile ilgili nerdeyse hiç bir haberi okumuyorum, açıkcası şu aralar orda ne olmuş ne bitmiş çok da umrumda değil, iş devam etsin maaşımız yatsın yeter benim için.
rusça öğrenmek kaplumbağa hızıyla ilerliyor, bu hızla en iyi ihtimalle 1 yılda birşeyler konuşabileceğim sanırım. kendi kendime birşeyler söylemeye başladım ama karşı tarafın dediğini nerdeyse hiç anlamıyorum. ama yazarlarsa biraz biraz anlamaya başladım sanırım. haftada 4-5 saat ders, evde de 30dklık çalışma, sıfıra yakın pratik, anca bu kadar, ne kadar ekmek ne kadar köfte. bir de işte hiç rusça kullanmıyoruz, gelip birisi rusça çan çan ederse tercüman çağırıyoruz, ya da ingilizce konuşuyoruz zaten, keşke herkes ingilizce bilseymiş bu zahmetlerden kurtulurduk.

0 Yorum
Post a Comment
<< Home